cennet , islam , kuran , cennet web site , site ekle , add link , add links , add url , cennet sitesi , islami , site , siteler

fatiha , bakara , ali-imran , nisa , maide , enam , araf , enfal , tevbe , yunus , hud , yusuf , rad , ibrahim , hicr , nahl , isra , kehf , meryem , taha , enbiya , hacc , muminun , nur , furkan , suara , neml , kasas , ankebut , rum , lokman , secde , ahzab , sebe , fatir , yasin , saffat , sad , zumer , mumin , fussilet , sura , zuhruf , duhan , casiye , ahkaf , muhammed , fetih , hucurat , kaf , zariyat , tur , necm , kamer , rahman , vakia , hadid , mucadele , hasr , mumtahine , saff , cuma , munafikun , tegabun , talak , tahrim , mulk , kalem , hakka , mearic , nuh , cinn , muzzemmil , muddessir , kiyamet , insan , murselad , nebe , naziat , abese , tekvir , infitar , mutaffifin , insikak , buruc , tarik , ala , gasiye , fecr , beled , sems , leyl , duha , insirah , tin , alak , kadir , beyyine , zilzal , adiyat , kaaria , tekasur , asr , humeze , fil , kureys , maun , kevser , kafirun , nasr , leheb , ihlas , felak , nas


Ziyaret Edilen Sayfa : 4226765

Yunus

 

Yunus suresi öğrenme , Yunus suresi çevirisi , Yunus suresi tefsiri , Yunus suresi yazma , kutsal Yunus suresi , Yunus suresi ayetleri , Yunus suresi mp3 , Yunus suresi download , Yunus suresi indirme , arapça Yunus suresi , ingilizce Yunus suresi , almanca Yunus suresi , ispanyolca Yunus suresi , fransızca Yunus suresi , italyanca Yunus suresi , rusça Yunus suresi , türkçe Yunus suresi , Yunus suresi resimleri , Yunus suresi öğreniyorum , Yunus suresi dinle , Yunus suresi ara , Yunus suresi meali

Bismillâhirrahmânirrahîm

10- Yunus
Bismillahirrahmanirrahim
yunus

40,94,95 ve 96. âyetler Medine döneminde, diğerleri Mekke döneminde inmiştir. 109 âyettir. Sûrede temel konu olarak Allahın rahmetinin gazabına üstün olduğu vurgulanmaktadır. Sûrede, Yûnus, Nûh ve Mûsâ peygamberler ile bunların kavimlerinin kıssalarına yer verilmektedir. Sûre, adını içindeki Yûnus kıssasından almıştır. 1. Elif, Lâm, Râ. Bunlar hikmet dolu Kitabın âyetleridir. 2. İçlerinden bir adama, insanları uyar ve iman edenlere, Rableri katında kendileri için bir doğruluk makamı bulunduğunu müjdele diye vahyetmemiz, insanlar için şaşılacak bir şey mi oldu ki o kâfirler, "Bu elbette apaçık bir sihirbazdır" dediler? 3. Şüphesiz ki Rabbiniz, gökleri ve yeri altı gün içinde (altı evrede) yaratan, sonra da Arşa2 kurulup işleri yerli yerince düzene koyan Allahtır. Onun izni olmaksızın, hiç kimse şefaatçı olamaz. İşte o, Rabbiniz Allahtır. O halde Ona kulluk edin. Hâlâ düşünmüyor musunuz? 4. Hepinizin dönüşü ancak onadır. Allah bunu bir gerçek olarak vadetmiştir. Şüphesiz o başlangıçta yaratmayı yapar sonra, iman edip salih ameller işleyenleri adaletle mükafatlandırmak için onu (yaratmayı) tekrar eder. Kafirlere gelince, inkar etmekte olduklarından dolayı, onlar için kaynar sudan bir içki ve elem dolu bir azap vardır. 5. O, güneşi bir ışık (kaynağı), ayı da (geceleyin) bir aydınlık (kaynağı) kılan, yılların sayısını ve hesabı bilmeniz için ona menziller takdir edendir. Allah bunları (boş yere değil) ancak gerçek ile (hikmeti gereğince) yaratmıştır. O, âyetlerini, bilen bir topluma ayrı ayrı açıklamaktadır. 6. Şüphesiz gece ve gündüzün ardarda değişmesinde, Allahın göklerde ve yeryüzünde yarattığı şeylerde, Allaha karşı gelmekten sakınan bir toplum için pek çok deliller vardır 7, 8. Şüphesiz bize kavuşacağını ummayan ve dünya hayatına razı olup onunla yetinerek tatmin olan kimseler ile âyetlerimizden gafil olanlar var ya işte onların kazanmakta oldukları günahlar yüzünden, varacakları yer ateştir. 9. (Fakat) iman edip salih ameller işleyenlere gelince, Rableri onları imanları sebebiyle, hidayete erdirir. Nimetlerle dolu cennetlerde altlarından ırmaklar akar. 10. Bunların oradaki duaları, "Seni eksikliklerden uzak tutarız Allahım!", aralarındaki esenlik dilekleri, "selâm"; dualarının sonu ise, "Hamd âlemlerin Rabbi Allaha mahsustur" sözleridir. 11. Eğer Allah insanlara, onların hemen hayra kavuşmayı istedikleri gibi, şerri de acele verseydi, elbette onların ecellerine hükmolunurdu. İşte biz, bize kavuşmayı ummayanları, kendi azgınlıkları içinde bocalar halde bırakırız. 12. İnsana bir sıkıntı dokundu mu, gerek yan üstü yatarken, gerek otururken, gerekse ayakta iken (her halinde bu sıkıntıdan kurtulmak için) bize dua eder. Ama biz onun bu sıkıntısını ondan kaldırdık mı, sanki kendisine dokunan bir sıkıntı için bize hiç yalvarmamış gibi geçer gider. İşte o haddi aşanlara, yapmakta oldukları şeyler, böylece süslenmiş (hoş gösterilmiş)tir. 13. Andolsun, sizden önceki nice nesilleri peygamberleri, kendilerine apaçık deliller getirdikleri halde (yalanlayıp) zulmettikleri vakit helâk ettik. Onlar zaten inanacak değillerdi. İşte biz suçlu toplumu böyle cezalandırırız. 14. Sonra, nasıl davranacağınızı görelim diye, onların ardından yeryüzünde sizi onların yerine getirdik. 15. Âyetlerimiz kendilerine apaçık birer delil olarak okunduğunda, (öldükten sonra) bize kavuşmayı ummayanlar, "Ya (bize) bundan başka bir Kuran getir veya onu değiştir" dediler. De ki: "Onu kendiliğimden değiştirmem benim için olacak şey değildir. Ben ancak bana vahyolunana uyarım. Eğer Rabbime isyan edecek olursam, elbette büyük bir günün azabından korkarım." 16. De ki: "Eğer Allah dileseydi, ben size onu okumazdım, Allah da size onu bildirmezdi. Ben sizin aranızda bundan (Kuranın inişinden) önce (kırk yıllık) bir ömür yaşadım. Hiç düşünmüyor musunuz?" 17. Artık, Allaha karşı yalan uydurandan veya Onun âyetlerini yalanlayandan daha zâlim kimdir? Şüphe yok ki (böyle) suçlular asla kurtuluşa ermezler. 18. Allahı bırakıp, kendilerine ne zarar, ne de fayda verebilecek şeylere tapıyorlar ve "İşte bunlar Allah katında bizim şefaatçılarımızdır" diyorlar. De ki: "Siz, Allaha göklerde ve yerde onun bilmediği bir şeyi mi haber veriyorsunuz!? O, onların ortak koştukları şeylerden uzaktır, yücedir." 19. İnsanlar (başlangıçta tevhit inancına bağlı) tek bir ümmet idiler; sonra ayrılığa düştüler. Eğer (azabın ertelenmesiyle ilgili olarak ezelde) Rabbinden bir söz geçmiş olmasaydı, ayrılığa düştükleri hususlarda aralarında derhal hüküm verilir (işleri bitirilir)di. 20. "Ona (peygambere) Rabbinden bir mucize indirilse ya!" diyorlar. De ki: "Gayb ancak Allahındır. Bekleyin, şüphesiz ben de sizinle birlikte bekleyenlerdenim!" 21. Kendilerine dokunan bir sıkıntıdan sonra, insanlara bir rahmet (ferahlık ve mutluluk) tattırdığımız zaman, bir de bakarsın ki âyetlerimiz hakkında onların bir tuzakları (birtakım tertipleri ve asılsız iddiaları) vardır. De ki: "Allah daha çabuk tuzak kurar." Şüphesiz elçilerimiz (melekler) kurmakta olduğunuz tuzakları yazıyorlar. 22. O, sizi karada ve denizde gezdirip dolaştırandır. Öyle ki gemilerle denize açıldığınız ve gemilerinizin içindekilerle birlikte uygun bir rüzgarla seyrettiği, yolcuların da bununla sevindikleri bir sırada ona şiddetli bir fırtına gelip çatar ve her taraftan dalgalar onlara hücum eder de çepeçevre kuşatıldıklarını (batıp boğulacaklarını) anlayınca dini Allaha has kılarak "Andolsun, eğer bizi bundan kurtarırsan, mutlaka şükredenlerden olacağız" diye Allaha yalvarırlar. 23. Fakat onları kurtarınca, bir de bakarsın ki yeryüzünde haksız yere taşkınlık yapıyorlar. Ey İnsanlar! Sizin taşkınlığınız, sırf kendi aleyhinizedir. (Bununla) sadece dünya hayatının yararını elde edersiniz. Sonunda dönüşünüz bizedir. (Biz de) bütün yaptıklarınızı size haber vereceğiz. 24. Dünya hayatının hâli, ancak gökten indirdiğimiz bir yağmurun hali gibidir ki, insanların ve hayvanların yedikleri yeryüzü bitkileri onunla yetişip birbirine karışmıştır. Nihayet yeryüzü (o bitkilerle) bütün zinet ve güzelliklerini alıp süslendiği ve sahipleri de onun üzerine (her türlü tasarrufa) kadir olduklarını sandıkları bir sırada, geceleyin veya güpegündüz ansızın ona emrimiz (afetimiz) geliverir de, bunları, sanki dün yerinde hiç yokmuş gibi, kökünden yolunmuş bir hâle getiririz. İşte düşünen bir toplum için, âyetleri böyle ayrı ayrı açıklıyoruz. 25. Allah esenlik yurduna çağırır ve dilediğini doğru yola iletir. 26. Güzel iş yapanlara (karşılık olarak) daha güzeli ve bir de fazlası vardır. Onların yüzlerine ne bir kara bulaşır, ne de bir zillet. İşte onlar cennetliklerdir ve orada ebedî kalacaklardır. 27. Kötü işler yapmış olanlara gelince, bir kötülüğün cezası misliyledir ve onları bir zillet kaplayacaktır. Onları Allah(ın azabın)dan koruyacak hiçbir kimse de yoktur. Sanki yüzleri, karanlık geceden parçalarla örtülmüştür. İşte onlar cehennemliklerdir. Onlar orada ebedî kalacaklardır. 28. Onların hepsini bir araya toplayacağımız, sonra da Allaha ortak koşanlara, "Siz de, ortaklarınız da yerinizde bekleyin" diyeceğimiz günü düşün. Artık onların (ortak koştuklarıyla) aralarını tamamen ayırırız ve ortak koştukları derler ki: "Siz bize ibadet etmiyordunuz." 29. "Şimdi ise sizin bize tapınmanızdan habersiz olduğumuza dair sizinle bizim aramızda şâhit olarak Allah yeter." 30. Orada herkes daha önce yaptığı şeyleri yoklayacak (ve kendi akıbetini öğrenecek), hepsi de gerçek sahipleri olan Allaha döndürülecekler ve (ilah diye) uydurdukları şeyler (onları yüzüstü bırakıp) kendilerinden kaybolup gidecektir. 31. De ki: "Sizi gökten ve yerden kim rızıklandırıyor? Ya da işitme ve görme yetisi üzerinde kim mutlak hakimdir? Ölüden diriyi, diriden ölüyü kim çıkarıyor? İşleri kim yürütüyor?" "Allah" diyecekler. De ki: "O halde Allaha karşı gelmekten sakınmayacak mısınız?" 32. İşte O, sizin gerçek Rabbiniz olan Allahtır. Haktan sonra sadece sapıklık vardır. O halde nasıl oluyor da (Haktan) döndürülüyorsunuz? 33. Rabbinin yoldan çıkanlar hakkındaki, "Onlar artık imana gelmezler" sözü, işte böylece gerçekleşmiştir. 34. De ki: "Allaha koştuğunuz ortaklarınızdan, başlangıçta yaratmayı yapacak, sonra onu tekrarlayacak kimse var mı?" De ki: "Allah başlangıçta yaratmayı yapar, sonra onu tekrar eder. O halde nasıl oluyor da (haktan) çevriliyorsunuz?" 35. De ki: "Allaha koştuğunuz ortaklarınızdan hakka iletecek olan bir kimse var mı?" De ki: "Hakka Allah iletir." Öyle ise, hakka ileten mi uyulmaya daha layıktır, yoksa iletilmedikçe doğru yolu bulamayan kimse mi? Ne oluyor size? Nasıl hüküm veriyorsunuz?" 36. Onların çoğu ancak zannın ardından gider. Oysa zan, hak namına hiçbir şeyin yerini tutmaz. Şüphesiz Allah onların yapmakta olduklarını hakkıyla bilendir. 37. Bu Kuran, Allahtan (indirilmiş olup) başkası tarafından uydurulmamıştır. Fakat o kendinden öncekileri doğrulayıcı ve Kitabı (Allahın levh-i mahfuzdaki yazısını) açıklayıcı olarak, indirilmiştir. Bunda hiçbir şüphe yoktur. (O) âlemlerin Rabbi tarafındandır. 38. Yoksa onu (Muhammed kendisi) uydurdu mu diyorlar? De ki: "Eğer doğru söyleyenler iseniz, haydi siz de onun benzeri bir sûre getirin ve Allahtan başka, çağırabileceğiniz kim varsa onları da yardıma çağırın. 39. Hayır öyle değil. Onlar, ilmini kavrayamadıkları ve kendilerine yorumu gelmemiş olan bir şeyi yalanladılar. Kendilerinden öncekiler de (peygamberleri ve onlara indirilen kitapları) böyle yalanlamışlardı. Bak, o zalimlerin sonu nasıl oldu. 40. İçlerinden öylesi var ki ona (Kurana) inanır; yine onlardan öylesi de var ki ona inanmaz. Rabbin bozguncuları daha iyi bilendir. 41. Eğer onlar seni yalanlarlarsa, de ki: "Benim işim bana aittir; sizin işiniz de size. Siz benim yaptığımdan uzaksınız; ben de sizin yapmakta olduğunuz şeylerden uzağım (sorumlu değilim)." 42. Onlardan sana kulak verenler de vardır. Fakat sağırlara, hele akılları da ermiyorsa, sen mi işittireceksin? 43. İçlerinden sana bakanlar da vardır. Fakat körlere, hele gerçeği görmüyorlarsa, sen mi doğru yolu göstereceksin? 44. Şüphesiz Allah insanlara hiçbir şekilde zulmetmez; fakat insanlar kendilerine zulmederler. 45. Onları yeniden diriltip hepsini bir araya toplayacağı gün, sanki gündüzün bir saatinden başka kalmamışlar (yeni ayrılmışlar) gibi, aralarında tanışırlar. Allaha kavuşmayı yalan sayanlar ziyana uğramış ve doğru yolu bulamamışlardır. 46. Onları tehdit ettiğimiz şeylerin bir kısmını sana göstersek de, (göstermeden) seni vefat ettirsek de sonunda onların dönüşü bizedir. Sonra, Allah onların yapmakta olduklarına da şahittir. 47. Her ümmetin bir peygamberi vardır. Onların peygamberi geldiği (tebliğini yaptığı) zaman, aralarında adaletle hükmedilir ve onlara asla zulmedilmez. 48. "Eğer doğru söyleyenler iseniz, (söyleyin) bu tehdit ne zaman (gerçekleşecek)?" diyorlar. 49. De ki: "Allah dilemedikçe, ben kendime bile ne bir zarar, ne de fayda verme gücüne sahibim. Her milletin bir eceli vardır. Onların eceli geldi mi, ne bir an geri kalabilirler ne de öne geçebilirler." 50. De ki: "Söyleyin bakalım, onun azabı size geceleyin veya gündüzün (ansızın) gelecek olsa, suçlular bunun hangisini acele isterler?!" (Bunların hiçbiri istenecek bir şey değildir). 51. (Onlara) "Azap gerçekleştikten sonra mı ona iman ettiniz? Şimdi mi!? Oysa siz onu acele istiyordunuz" (denilecek). 52. Sonra da zulmedenlere, "Ebedî azabı tadın! Siz ancak vaktiyle kazanmakta olduğunuzun cezasına çarptırılıyorsunuz" denilecektir. 53. "O (azap) gerçek midir?" diye senden haber soruyorlar. De ki: "Evet, Rabbime andolsun ki o elbette gerçektir. Siz (bu konuda Allahı) âciz kılacak değilsiniz." 54. (O gün) zulmetmiş olan herkes, eğer yeryüzündeki her şeye sahip olsa, kendini kurtarmak için onu fidye verir. Azabı gördüklerinde, için için derin bir pişmanlık duyarlar. Onlara zulmedilmeksizin aralarında adaletle hükmedilir. 55. Bilesiniz ki, göklerdeki her şey, yerdeki her şey Allahındır. Yine bilesiniz ki, Allahın vadi haktır. Fakat onların çoğu bunu bilmez. 56. O diriltir ve öldürür; ancak ona döndürüleceksiniz. 57. Ey insanlar! İşte size Rabbinizden bir öğüt, kalplere bir şifâ ve inananlar için yol gösterici bir rehber ve rahmet (olan Kuran) geldi. 58. De ki: "Ancak Allahın lütuf ve rahmetiyle, yalnız bunlarla sevinsinler. Bu, onların toplayıp durduklarından daha hayırlıdır." 59. De ki: "Allahın size indirdiği; sizin de, bir kısmını helâl, bir kısmını haram kıldığınız rızıklar hakkında ne dersiniz?" De ki: "Bunun için Allah mı size izin verdi, yoksa Allaha iftira mı ediyorsunuz?" 60. Allaha karşı yalan uyduranların, kıyamet günü hakkındaki zanları nedir? Şüphesiz Allah insanlara karşı çok lütufkârdır, fakat onların çoğu (Onun nimetlerine) şükretmezler. 61. (Ey Muhammed!) Sen hangi işte bulunursan bulun, ona dair Kurandan ne okursan oku ve (ey insanlar, sizler de) hangi şeyi yaparsanız yapın, siz ona daldığınızda biz sizi mutlaka görürüz. Ne yerde, ne de gökte, zerre ağırlığınca, (hatta) bu zerreden daha küçük veya daha büyük olsun, hiçbir şey Rabbinden uzak (ve gizli) olmaz; hepsi muhakkak apaçık bir kitapta (Levh-i Mahfuzda yazılı) dır. 62. Bilesiniz ki, Allahın dostlarına hiçbir korku yoktur. Onlar üzülmeyeceklerdir de. 63. Onlar iman etmiş ve Allaha karşı gelmekten sakınmış olanlardır. 64. Dünya hayatında da, ahirette de onlar için müjde vardır. Allahın sözlerinde hiçbir değişme yoktur. İşte bu büyük başarıdır. 65. Onların (inkarcıların) sözleri seni üzmesin. Çünkü bütün güç Allahındır. O hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir. 66. Bilesiniz ki göklerde kim var, yerde kim varsa, hep Allahındır. Allahtan başkasına tapanlar (gerçekte) Allaha koştukları ortaklara tâbi olmuyorlar. Şüphesiz onlar ancak zanna uyuyorlar ve sadece yalan söylüyorlar. 67. O, içinde dinlenesiniz diye geceyi sizin için (karanlık); gündüzü ise aydınlık kılandır. Şüphesiz bunda işiten bir toplum için ibretler vardır. 68. "Allah bir çocuk edindi" dediler. O, bundan uzaktır. O her bakımdan sınırsız zengindir. Göklerdeki her şey, yerdeki her şey onundur. Bu konuda elinizde hiçbir delil de yoktur. Allaha karşı bilmediğiniz bir şeyi mi söylüyorsunuz? 69. De ki: "Allah hakkında yalan uyduranlar asla kurtuluşa eremezler." 70. Onlar için dünyada (geçici) bir yararlanma vardır. Sonra dönüşleri bizedir. Sonra da, inkâr etmekte olduklarına karşılık onlara şiddetli azabı tattıracağız. 71. Nûhun haberini onlara oku. Hani o bir vakit kavmine şöyle demişti: "Ey kavmim! Eğer benim konumum ve Allahın âyetleriyle öğüt vermem size ağır geliyorsa, (biliniz ki) ben sadece Allaha dayanıp güvenmişim. Artık siz de (bana) ne yapacağınızı ortaklarınızla beraber kararlaştırın ki işiniz size dert olmasın! Bundan sonra bana hükmünüzü uygulayın; bana mühlet de vermeyin! 72. Eğer yüz çeviriyorsanız, sizden zaten hiçbir ücret istemedim. Benim ücretim, ancak Allaha aittir. Bana müslümanlardan olmam emredildi." 73. Onu yine de yalanladılar. Biz de onu ve onunla beraber gemide bulunanları kurtardık ve onları ötekilerin yerine geçirdik. Âyetlerimizi yalanlayanları da suda boğduk. Bak, uyarılan (fakat söz anlamayan)ların sonu nasıl oldu! 74. Sonra, onun ardından birçok peygamberi kendi toplumlarına gönderdik. Onlara apaçık mucizeler getirdiler. Fakat onlar önceden yalanlamakta oldukları şeye inanacak değillerdi. İşte biz haddi aşanların kalplerini böylece mühürleriz. 75. Sonra bunların ardından Firavun ile ileri gelenlerine de Mûsâ ve Hârûnu mucizelerimizle gönderdik. Ama büyüklük tasladılar ve suçlu bir toplum oldular. 76. Katımızdan kendilerine hak (mucize) gelince, "Şüphesiz bu, apaçık bir sihirdir" dediler. 77. Mûsâ: "Size hak gelince, onun hakkında böyle mi diyorsunuz? Bu bir sihir midir? Oysa sihirbazlar, iflah olmazlar!" dedi. 78. Dediler ki: "Bizi atalarımızı üzerinde bulduğumuz yoldan döndüresin de yeryüzünde hakimiyet (devlet) ikinizin eline geçsin diye mi bize geldin? Biz ikinize de inanmıyoruz." 79. Firavun, "Bütün usta sihirbazları bana getirin" dedi. 80. Sihirbazlar gelince Mûsâ onlara, "Atacağınızı atın (hünerinizi ortaya koyun)" dedi. 81. Sihirbazlar atacaklarını atınca Mûsâ dedi ki: "Sizin bu yaptığınız sihirdir. Allah onu elbette boşa çıkaracaktır. Çünkü Allah bozguncuların işini düzeltmez. 82. Suçluların hoşuna gitmese de, Allah hakkı sözleriyle gerçekleştirecektir." 83. Firavun ve ileri gelenlerinin kötülük yapmaları korkusu ile kavminin küçük bir bölümünden başkası Mûsâya iman etmedi. Çünkü Firavun o yerde zorba bir kişi idi. O gerçekten aşırı gidenlerdendi. 84. Mûsâ, "Ey kavmim! Eğer siz gerçekten Allaha iman etmişseniz, eğer Ona teslim olmuş kimseler iseniz, artık sadece Ona tevekkül edin" dedi. 85. Onlar da şöyle dediler: "Biz yalnız Allaha tevekkül ettik. Ey Rabbimiz, bizi zalimler topluluğunun baskı ve şiddetine maruz bırakma!" 86. Bizi rahmetinle o kâfirler topluluğundan kurtar. 87. Mûsâya ve kardeşine, "Kavminiz için Mısırda (sığınak olarak) evler hazırlayın ve evlerinizi namaz kılınacak yerler yapın. Namazı dosdoğru kılın. Müminleri müjdele" diye vahyettik. 88. Mûsâ şöyle dedi: "Ey Rabbimiz! Gerçekten sen Firavuna ve onun ileri gelenlerine dünya hayatında nice zinet ve mallar verdin. Ey Rabbimiz, yolundan saptırsınlar diye mi? Ey Rabbimiz, sen onların mallarını silip süpür ve kalplerine darlık ver, çünkü onlar elem dolu azabı görünceye kadar iman etmezler." 89. Allah da, "Her ikinizin de duası kabul edildi. Öyleyse dürüst olmakta devam edin ve sakın bilmeyenlerin yolunda gitmeyin" dedi. 90. İsrailoğullarını denizden geçirdik. Firavun da, askerleriyle birlikte zulmetmek ve saldırmak üzere, derhal onları takibe koyuldu. Nihayet boğulmak üzere iken, "İsrailoğullarının iman ettiğinden başka hiçbir ilah olmadığına inandım. Ben de müslümanlardanım" dedi. 91. Şimdi mi?! Oysa daha önce isyan etmiş ve bozgunculardan olmuştun. 92. Biz de bugün bedenini, arkandan geleceklere ibret olman için, kurtaracağız. Çünkü insanlardan birçoğu âyetlerimizden gerçekten habersizdir. 93. Andolsun, biz İsrailoğullarını çok güzel bir yurda yerleştirdik ve onlara temiz rızıklar verdik. Kendilerine bilgi gelinceye kadar ayrılığa düşmediler. Şüphesiz ki, ayrılığa düşmüş oldukları şeyler hakkında Rabbin kıyamet günü aralarında hükmünü verecektir. 94. Eğer sana indirdiğimiz şeyden şüphe içinde isen, senden önce Kitabı (Tevratı) okuyanlara sor. Andolsun ki, sana Rabbinden hak gelmiştir. O halde sakın şüphe edenlerden olma! 95. Sakın Allahın âyetlerini yalanlayanlardan da olma! Yoksa zarara uğrayanlardan olursun. 96, 97. Şüphesiz, haklarında Rabbinin sözü (hükmü) gerçekleşmiş olanlar kendilerine bütün mucizeler gelse bile, elem dolu azabı görünceye kadar inanmazlar. 98. Yûnusun kavminden başka, keşke (azabı görmeden) iman edip, imanı kendisine fayda veren bir tek memleket halkı olsaydı! (Yûnusun kavmi) iman edince, dünya hayatında (sürüklenebilecekleri) rezillik azabını onlardan uzaklaştırmış ve onları belli bir zamana kadar yararlandırmıştık. 99. Eğer Rabbin dileseydi, yeryüzünde bulunanların hepsi elbette topyekün iman ederlerdi. Böyle iken sen mi mümin olsunlar diye, insanları zorlayacaksın? 100. Allahın izni olmadıkça, hiçbir kimse iman edemez. Allah, azabı akıllarını (güzelce) kullanmayanlara verir. 101. De ki: "Göklerde ve yerde neler var, bir baksanıza." Fakat âyetler ve uyarılar inanmayan bir topluma hiçbir fayda sağlamaz. 102. Onlar sadece, kendilerinden önce gelip geçenlerin başlarına gelen (azap dolu) günlerin benzerini mi bekliyorlar? De ki: "Bekleyin bakalım, ben de sizinle birlikte bekleyenlerdenim." 103. Sonra resûllerimizi ve iman edenleri kurtarırız. (Ey Muhammed!) Aynı şekilde üzerimize bir hak olarak, inananları da kurtaracağız. 104. De ki: "Ey insanlar, eğer benim dinimden herhangi bir şüphede iseniz, bilin ki ben, Allahı bırakıp da sizin taptıklarınıza tapmam, fakat sizin canınızı alacak olan Allaha kulluk ederim. Bana müminlerden olmam emrolundu." 105, 106. Yine bana şöyle emredildi: "Hakka yönelen bir kimse olarak yüzünü dine çevir. Sakın Allaha ortak koşanlardan olma. Allahı bırakıp da sana ne fayda ve ne de zarar verebilecek olan şeylere yalvarma. Eğer böyle yaparsan, şüphesiz ki sen zâlimlerden olursun." 107. Eğer Allah sana herhangi bir zarar verecek olursa, bil ki onu, Ondan başka giderebilecek yoktur. Eğer sana bir hayır dilerse, Onun lütfunu engelleyebilecek de yoktur. O bunu kullarından dilediğine eriştirir. O, çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir. 108. De ki: "Ey insanlar, size Rabbinizden gerçek (Kuran) gelmiştir. Artık kim doğru yola girerse ancak kendisi için girer. Kim de saparsa ancak kendi aleyhine sapar. Ben sizden sorumlu değilim." 109. (Ey Muhammed!) Sana vahyolunana uy ve Allah hükmünü verinceye kadar sabret. O, hüküm verenlerin en hayırlısıdır.

Özel Kategoriler : tevekkül rahmet mısır namaz iman zinet isyan muhammed nûh inkâr firavun mûsâ hârûn mucizeler



   

English - Yunus

Deutsch - Jonas

Español - Jonás

Français - Jonas

Italiano - Yûnus

Português - Jonas

Türkçe - Yunus

العربية - يونس

Русский - ЙУHУC

Nederlands - Jonas

Polski - Jonasz

Kategoriler
1-Fatiha12-Yusuf23-Müminun34-Sebe45-Casiye56-Vakıa67-Mülk78-Nebe89-Fecr100-Adiyat
AramaKuran

Sponsorlar
Diğer Sureler
1-Fatiha2-Bakara3-Al-i İmran4-Nisa5-Maide6-Enam7-Araf8-Enfal9-Tevbe10-Yunus11-Hud
Sizin İçin
40-Mümin
mumin
Yeşil Kart
yesil-kart
Deutsche Welle radio Türkçe
deutsche-welle-radio-turkce
Hessen Toplum
hessen-toplum
Alo Vatan
alo-vatan
Bausparkasse
bausparkasse
tel-ustundeki-bocek
Tel Üstündeki Böcek

Copyright © 2006 - 2010 cennet.ws

Destekleyenler : kiralama | turkey Teşekkürler : minibüs kiralama | cennet | usa links | otel | arama

www.cennet.ws - cennet , islam , cennet web site , site ekle , add link , add links , add url , kuran , kuran meali , kuran tefsiri , kuran dinle , kuran kerim , kuran okuma , kuran mp3 , arapça kuran , kuran indir , türkçe kuran , kuran sureleri , kuran ayetleri , kuran meal , kuran sesli , kuran tefsir , diyanet kuran , arapca kuran , kuran ogreniyorum , kuran sure , kuran ayet , islam kuran , kuran bilim , turkce kuran , kuran ilahi , kuran suresi , kuran hadis , hz kuran , kuran ı kerim , kuran dini , kuran dua , ezan kuran , allah kuran , kuran mucizeleri , kuran öğrenme , kuran dinleme , kuran ögreniyorum , kuran okumak , kuranmucizeleri , kuran fihristi , kuranikerim , kuran hatim , kuran türkçe meali , türkce kuran , kuran yasin , kuran ayetler , kuran sureler , timur kuran , kuran oku , dijital kuran , kuran anlamı , kuran kabe , kuran ın , kurani kerim , harun yahya , hz muhammed , kadir gecesi , kuran ı , kuran ile ilgili , kuran öğreniyorum , kuran i kerim , türkçe meali , kuran ziyafeti , cep kuran , www kuran , kuran öğrenmek , kuran kursu , kuran gen , kuran com , kuran dinlemek , kuran ı yırtan kız , kuran ı kerimi yırtan kız , kuran yırtan kız , kuran ı kerim meali , kuran ıkerim , bedava kuran , canlı kuran , online kuran , kuran alfabesi , kuran öğrenmek istiyorum , kuran tilaveti , www kuran com , kuran hatmi , kuran dersi , kuran harfleri , kuran download , görüntülü kuran , kuran mektebi , kuran kursları , kuran ı kerim dinle , kuran okuyan , kuran ı kerim i yırtan kız , ingilizce kuran , kuran ä kerim , abdussamed kuran , kuran ögrenmek , kuran dinlemek istiyorum , sesli kuran ı kerim , kuran şifresi , www kuran gen , sesli kuran okuma , ismail kuran , kuran programı , kuran ı kerim mp3 , kuran dersleri , kuran ı kerım , kuran ve bilim , kuran ı kerim türkçe , kuran okuyanlar , kuran ı kerim türkçe meali , kuran resimleri , abdussamet kuran , kuran nesli , cepte kuran , kuran hafızları , kuran öğren , kuran tevsiri , kuran ziyafetleri , kuran nedir , kuran ı kerim okuma , kuran ı kerim indir , kuran ikerim , kuran ı kerim öğreniyorum , kuran ögrenme , kuran elifbası , kuran kursu öğreticiliği , abdüssamed kuran , quran , kuran mealleri , kuran indirme , kuran süreleri , emekli sandığı nı kuran , kuran öğretimi , sesli kuran dinle , fizilalil kuran , kuran yazıları , kuran ı kerim öğrenme , kuran okunuşu , hak dini kuran dili , kuran hakkında , kuran yırtan , kuran da geçen isimler , kuran ansiklopedisi , kuran öğrenimi , kuran cd , annesi kuran okurken , kuran ı kerim arapça , kuran siteleri , kuran mucizesi , kuran tefsirleri , mehmet emin ay kuran , kuran isimleri , kuran öreniyorum , kuran mp3 indir , kuran ogrenmek , kuran ı kerim dinleme , tefhimul kuran , kuran ahlakı , kuran okuması , kuran şifreleri , kuran cüz , kuran sesi , kuran ı kerim tefsiri , kuran i kerim meali , kuran ı yırtan kızın resmi , kuran eğitimi , kuran yakan kız , turkiye de ilk modern ruh sagligi hastanesini kuran hekim , emekli sandığı nı kuran ünlü devlet adamı , güzel kuran okuma , sesli kuran dinleme , tecvidli kuran , kuran i yirtan kiz , rüyada kuran , kuran hatimi , kuran ı kerim öğrenmek , hollanda kuran , kuran dinletisi , sesli kuran meali , kuran ı kerim download , mealli kuran , kuran i kerimi yirtan kiz , abdüssamet kuran , kuran okuyorum , kuran i kerim dinle , kuran okuma birincisi , canli kuran , cep kuran com , abdulsamed kuran , www kuran ı kerim , kuran öğretmeni , tecvitli kuran , kuran okuma yarışması , kuran ı kerimi yakan kız , kuran dinliyorum , ilk kuran , tefhimül kuran , kuran ı yakan kız , kuran sesleri , abdulsamet kuran , kuran yükle , kuran ve meali , www kuran com , fatiha , bakara , ali-imran , nisa , maide , enam , araf , enfal , tevbe , yunus , hud , yusuf , rad , ibrahim , hicr , nahl , isra , kehf , meryem , taha , enbiya , hacc , muminun , nur , furkan , suara , neml , kasas , ankebut , rum , lokman , secde , ahzab , sebe , fatir , yasin , saffat , sad , zumer , mumin , fussilet , sura , zuhruf , duhan , casiye , ahkaf , muhammed , fetih , hucurat , kaf , zariyat , tur , necm , kamer , rahman , vakia , hadid , mucadele , hasr , mumtahine , saff , cuma , munafikun , tegabun , talak , tahrim , mulk , kalem , hakka , mearic , nuh , cinn , muzzemmil , muddessir , kiyamet , insan , murselad , nebe , naziat , abese , tekvir , infitar , mutaffifin , insikak , buruc , tarik , ala , gasiye , fecr , beled , sems , leyl , duha , insirah , tin , alak , kadir , beyyine , zilzal , adiyat , kaaria , tekasur , asr , humeze , fil , kureys , maun , kevser , kafirun , nasr , leheb , ihlas , felak , nas