cennet , islam , kuran , cennet web site , site ekle , add link , add links , add url , cennet sitesi , islami , site , siteler

fatiha , bakara , ali-imran , nisa , maide , enam , araf , enfal , tevbe , yunus , hud , yusuf , rad , ibrahim , hicr , nahl , isra , kehf , meryem , taha , enbiya , hacc , muminun , nur , furkan , suara , neml , kasas , ankebut , rum , lokman , secde , ahzab , sebe , fatir , yasin , saffat , sad , zumer , mumin , fussilet , sura , zuhruf , duhan , casiye , ahkaf , muhammed , fetih , hucurat , kaf , zariyat , tur , necm , kamer , rahman , vakia , hadid , mucadele , hasr , mumtahine , saff , cuma , munafikun , tegabun , talak , tahrim , mulk , kalem , hakka , mearic , nuh , cinn , muzzemmil , muddessir , kiyamet , insan , murselad , nebe , naziat , abese , tekvir , infitar , mutaffifin , insikak , buruc , tarik , ala , gasiye , fecr , beled , sems , leyl , duha , insirah , tin , alak , kadir , beyyine , zilzal , adiyat , kaaria , tekasur , asr , humeze , fil , kureys , maun , kevser , kafirun , nasr , leheb , ihlas , felak , nas


Ziyaret Edilen Sayfa : 8249908

Hud

 

Hud suresi öğrenme , Hud suresi çevirisi , Hud suresi tefsiri , Hud suresi yazma , kutsal Hud suresi , Hud suresi ayetleri , Hud suresi mp3 , Hud suresi download , Hud suresi indirme , arapça Hud suresi , ingilizce Hud suresi , almanca Hud suresi , ispanyolca Hud suresi , fransızca Hud suresi , italyanca Hud suresi , rusça Hud suresi , türkçe Hud suresi , Hud suresi resimleri , Hud suresi öğreniyorum , Hud suresi dinle , Hud suresi ara , Hud suresi meali

Bismillâhirrahmânirrahîm

11- Hud
Bismillahirrahmanirrahim
hud

Mekke döneminde inmiştir. 123 âyettir. Sûre, adını içinde söz konusu edilen Hûd peygamberden almıştır. Sûrede başlıca tevhit, peygamberlik, öldükten sonra dirilme ve ceza konuları ele alınmakta ve bunlar bazı peygamberlerin kıssalarıyla desteklenmektedir. 1, 2. Elif Lâm Râ. Bu Kuran; âyetleri, hüküm ve hikmet sahibi (bulunan ve her şeyden) hakkıyla haberdar olan Allah tarafından muhkem (eksiksiz, sağlam ve açık) kılınmış, sonra da Allahtan başkasına kulluk etmeyesiniz diye ayrı ayrı açıklanmış bir kitaptır. (De ki:) "Şüphesiz ben size Onun tarafından gönderilmiş bir uyarıcı ve müjdeleyiciyim." 3. Rabbinizden bağışlanma dileyin, sonra da Ona tövbe edin ki sizi belirlenmiş bir süreye (ömrünüzün sonuna) kadar güzel bir şekilde yararlandırsın ve her fazilet sahibine faziletinin karşılığını versin. Eğer yüz çevirirseniz, ben sizin adınıza büyük bir günün azabından korkuyorum. 4. Dönüşünüz ancak Allahadır. O, her şeye hakkıyla gücü yetendir. 5. İyi bilin ki onlar, Ondan gizlenmek için, kalplerindeki düşmanlığı gizliyorlar. Yine iyi bilin ki, elbiselerine büründükleri zaman bile, Allah onların gizlediklerini de, açığa vurduklarını da bilir. Çünkü O, göğüslerin özünü (kalplerde olanı) hakkıyla bilendir. 6. Yeryüzünde hiçbir canlı yoktur ki, rızkı Allaha âit olmasın. Her birinin (dünyada) duracakları yeri de, (öldükten sonra) emaneten konulacakları yeri de o bilir. Bunların hepsi açık bir kitapta (Levh-i Mahfuzda yazılı) dır. 7. O, hanginizin amelinin daha güzel olacağı konusunda sizi imtihan için, henüz Arşı su üstünde iken gökleri ve yeri altı gün içinde (altı evrede) yaratandır. Böyle iken "Ölümden sonra şüphesiz diriltileceksiniz" desen, inkarcılar "Mutlaka bu apaçık bir büyüdür" derler. 8. Andolsun, biz onlardan azabı belirli bir süreye kadar geciktirsek, o zaman da mutlaka "Onu ne alıkoyuyor?" derler. İyi bilin ki, azap onlara geleceği gün, kendilerinden bir daha uzaklaştırılmaz ve alay etmekte oldukları şey, kendilerini çepeçevre kuşatmış olur. 9. Eğer insana tarafımızdan bir rahmet (nimet) tattırır da, sonra bunu ondan çekip alırsak, şüphesiz o ümitsiz ve nankör oluverir. 10. Ama kendisine dokunan bir sıkıntıdan sonra, ona bir nimet tattırırsak mutlaka, "Kötülükler benden gitti" diyecektir. Çünkü o şımarık ve böbürlenen biridir. 11. Ancak sabredip salih amel işleyenler böyle değildir. İşte onlar için bağışlanma ve büyük bir mükâfat vardır. 12. (Ey Muhammed!) Belki de sen, (müşriklerin) "Ona bir hazine indirilseydi veya beraberinde bir melek gelseydi ya!" demelerinden dolayı sana vahyolunanlardan bir kısmını gözardı edeceksin ve o yüzden göğsün daralacak. Fakat sen, ancak bir uyarıcısın. Allah ise her şeye vekildir. 13. Yoksa "onu (Kuranı) uydurdu" mu diyorlar? De ki: "Eğer doğru söyleyenler iseniz, haydi Allahtan başka gücünüzün yettiklerini de (yardıma) çağırıp, siz de onun gibi uydurma on sûre getirin." 14. Eğer size (bu konuda) cevap veremedilerse, bilin ki o (Kuran) ancak Allahın ilmiyle indirilmiştir ve Ondan başka hiçbir ilah yoktur. Artık müslüman oluyor musunuz? 15. Kim yalnız dünya hayatını ve onun zinetini isterse, biz onlara yaptıklarının karşılığını orada tastamam öderiz. Orada onlar bir eksikliğe uğratılmazlar. 16. İşte onlar, kendileri için âhirette ateşten başka bir şey olmayan kimselerdir. (Dünyada) yaptıkları şeyler, orada boşa gitmiştir. Zaten bütün yapmakta oldukları da boş şeylerdir. 17. Rabbi katından açık bir delile dayanan kimse, yalnız dünyalık isteyen kimse gibi midir? Kaldı ki, bu delili Rabbinden bir şahit (Kuran) ve bir de ondan (Kurandan) önce bir önder ve bir rahmet olarak (indirilmiş olan) Mûsânın kitabı (Tevrat) desteklemektedir. İşte bunlar ona (Kurana) inanırlar. Gruplardan her kim onu inkar ederse, ateş onun varacağı yerdir. Ondan hiç şüphen olmasın. Şüphesiz o, Rabbin tarafından (bildirilmiş) gerçektir. Fakat insanların çoğu inanmazlar. 18. Kim Allaha karşı yalan uydurandan daha zalimdir? İşte bunlar, Rablerine arz edilecekler ve şâhitler de, "Rablerine karşı yalan söyleyenler işte bunlardır" diyeceklerdir. Biliniz ki, Allahın lâneti zalimler üzerinedir. 19. Onlar (halkı) Allah yolundan alıkoyan ve onu eğri ve çelişkili göstermek isteyen kimselerdir. Hem de onlar ahireti inkâr edenlerin ta kendileridir. 20. Onlar yeryüzünde (Allahı) âciz bırakabilecek değillerdir. Onların Allahtan başka sığınabilecekleri bir yardımcıları da yoktur. Azap onlar için kat kat artırılacaktır. Çünkü onlar (gerçekleri) işitmeğe tahammül edemiyorlar, hem de görmüyorlardı. 21. İşte bunlar, kendilerini ziyana uğratan kimselerdir. Uydurmakta oldukları şeyler de kendilerini yüz üstü bırakıp kaybolup gitmiştir. 22. Şüphesiz bunlar ahirette en çok ziyana uğrayanlardır. 23. İman edip, salih ameller işleyen ve Rablerine gönülden bağlananlara gelince, işte onlar cennetliklerdir. Onlar orada ebedi kalacaklardır. 24. Bu iki zümrenin durumu, kör ve sağır ile gören ve işiten kimseler gibidir. Bunların durumları hiç birbirlerine denk olur mu? Hâlâ düşünmez misiniz? 25. Andolsun, biz Nûhu kavmine peygamber olarak gönderdik. Onlara şöyle dedi: "Ben sizin için apaçık bir uyarıcıyım." 26. "Allahtan başkasına ibadet ve kulluk etmeyin. Doğrusu ben sizin adınıza elem dolu bir günün azabından korkuyorum." 27. Kavminin inkâr eden ileri gelenleri, "Biz, senin ancak bizim gibi bir insan olduğunu görüyoruz. İlk bakışta sana uyanların da ancak en aşağılıklarımızdan ibaret olduğunu görüyoruz. Sizin bize karşı herhangi bir üstünlüğünüzü de görmüyoruz. Aksine sizin yalancı kimseler olduğunuzu sanıyoruz" dediler. 28. Nûh dedi ki: "Ey Kavmim! Söyleyin bakalım; şâyet ben Rabbimden gelen apaçık bir delil üzerinde isem ve O kendi katından bana bir rahmet vermiş de, siz ona karşı kör kalmışsanız, onu istemediğiniz halde, biz sizi ona zorlayacak mıyız?" 29. "Ey kavmim! Buna karşı ben sizden herhangi bir mal da istemiyorum. Benim mükâfatım ancak Allaha âittir. Ben o iman edenleri (teklifinize uyarak) kovacak da değilim. Çünkü onlar Rablerine kavuşacaklardır. Fakat ben sizin bilgisizce davranan bir toplum olduğunuzu görüyorum." 30. "Ey kavmim! Eğer ben onları kovarsam, beni Allahtan kim koruyabilir? Hiç düşünmüyor musunuz?" 31. Size ben, "Allahın hazineleri yanımdadır", demiyorum; gaybı da bilmem. "Ben bir meleğim" de demiyorum. Sizin hor gördüğünüz kimseler için, "Allah onlara asla hiçbir hayır vermez" de diyemem. Allah onların içlerindekini daha iyi bilir. Böyle bir şey söylersem o zaman ben gerçekten zâlimlerden olurum. 32. Dediler ki: "Ey Nûh! Bizimle tartıştın ve tartışmayı uzattın. Eğer doğru söyleyenlerden isen, haydi kendisiyle bizi tehdit ettiğin azabı getir." 33. Nûh dedi ki: "Onu size, dilerse ancak Allah getirir ve siz (Allahı) âciz bırakamazsınız." 34. Ben size öğüt vermek istesem de, eğer Allah sizi azdırmak istemişse, öğüdüm size fayda vermez. O, sizin Rabbinizdir ve Ona döndürüleceksiniz. 35. (Ey Muhammed!) Yoksa "Onu (Kuranı) kendisi uydurdu" mu diyorlar? De ki: "Eğer onu uydurmuşsam, suçum bana âittir. Ben de sizin işlemekte olduğunuz suçlardan uzağım." 36. Nûha vahyolundu ki: "Kavminden daha önce iman etmiş olanlardan başka, artık hiç kimse iman etmeyecek. O halde, onların yapmakta oldukları şeylerden dolayı üzülme." 37. "Gözetimimiz altında ve vahyimize göre gemiyi yap. Zulmedenler hakkında bana bir şey söyleme. Çünkü onlar suda boğulacaklardır." 38. (Nûh) gemiyi yapıyordu. Kavminden ileri gelenler her ne zaman yanına uğrasalar, onunla alay ediyorlardı. Dedi ki: "Bizimle alay ediyorsanız, sizin bizimle alay ettiğiniz gibi biz de sizinle alay edeceğiz." 39. Artık, geldiği kimseyi rezil eden azabın kime geleceğini, kimin üzerine sürekli bir azabın ineceğini ileride anlayacaksınız. 40. Nihayet emrimiz gelip, tandır kaynamaya başlayınca (sular coşup taşınca) Nûha dedik ki: "Her cins canlıdan (erkekli dişili) birer çift, bir de kendileri hakkında daha önce hüküm verilmiş olanlar dışındaki âilen ile iman edenleri ona yükle." Ama, onunla beraber sadece pek az kimse iman etmişti. 41. (Nûh), "Binin ona. Onun yüzüp gitmesi de durması da Allahın adıyladır. Şüphesiz Rabbim çok bağışlayandır, çok merhamet edendir." dedi. 42. Gemi, dağlar gibi dalgalar arasında onları götürüyordu. Nûh, ayrı bir yere çekilmiş olan oğluna, "Yavrucuğum, bizimle beraber sen de bin, inkârcılarla birlikte olma" diye seslendi. 43. O, "Ben, kendimi sudan koruyacak bir dağa sığınacağım" dedi. Nûh, "Bugün Allahın rahmet ettikleri hariç, onun azabından korunacak hiç kimse yoktur" dedi. Derken aralarına dalga giriverdi de oğlu boğulanlardan oldu. 44. "Ey yeryüzü! Yut suyunu. Ey gök! Tut suyunu" denildi. Su çekildi, iş bitirildi. Gemi de Cûdîye oturdu ve "Zalimler topluluğu Allahın rahmetinden uzak olsun!" denildi. 45. Nûh Rabbine seslenip şöyle dedi: "Rabbim! Şüphesiz oğlum da âilemdendir. Senin vadin elbette gerçektir. Sen de hükmedenlerin en iyi hükmedenisin." 46. Allah, "Ey Nûh! O asla senin âilenden değildir. Onun yaptığı, iyi olmayan bir iştir. O halde hakkında hiçbir bilgin olmayan şeyi benden isteme. Ben sana cahillerden olmamanı öğütlerim" dedi. 47. Nûh, "Rabbim! Şüphesiz ben senden hakkında bilgim olmayan şeyi istemekten sana sığınırım. Eğer beni bağışlamaz ve bana acımazsan, şüphesiz ziyana uğrayanlardan olurum" dedi. 48. Ona denildi ki: "Ey Nûh! Sana ve seninle birlikte bulunanlardan birçok ümmete bizden esenlik ve bereketlerle (gemiden) in. Daha bir takım ümmetler de olacak ki, biz onları (dünyada) yararlandıracağız. Sonra da bizden kendilerine elem dolu bir azap dokunacak." 49. İşte bunlar, sana vahyettiğimiz gayb haberlerindendir. Bundan önce onları ne sen biliyordun ne de kavmin. O halde sabret. Çünkü (iyi) sonuç Allaha karşı gelmekten sakınanların olacaktır. 50. Âd kavmine de kardeşleri Hûdu gönderdik. Hûd şöyle dedi: "Ey kavmim! Allaha kulluk edin. Ondan başka sizin hiçbir ilahınız yoktur. Siz, sadece iftira ediyorsunuz." 51. "Ey kavmim! Ben buna karşı sizden bir ücret istemiyorum. Benim ücretim, ancak beni yaratana âittir. Hâlâ aklınızı kullanmayacak mısınız?" 52. "Ey kavmim! Rabbinizden bağışlanma dileyin, sonra ona tövbe edin ki, üzerinize bol bol yağmur göndersin ve gücünüze güç katsın. Günahkârlar olarak yüz çevirmeyin." 53. Dediler ki: "Ey Hûd! Sen bize açık bir mucize getirmedin. Biz de senin sözünle ilahlarımızı bırakacak değiliz. Biz sana iman edecek de değiliz." 54, 55. Biz sadece şunu söyleriz: "Seni, ilahlarımızdan biri fena çarpmış." Hûd dedi ki: "İşte ben Allahı şâhit tutuyorum. Siz de şâhit olun ki, ben sizin Allahı bırakıp da Ona ortak koştuğunuz şeylerden uzağım. Haydi hepiniz toptan bana tuzak kurun, sonra da bana göz açtırmayın." 56. "İşte ben, hem benim, hem sizin Rabbiniz olan Allaha dayandım. Yer-yüzünde bulunan hiçbir canlı yoktur ki, Allah, onun perçeminden tutmuş olmasın. Şüphesiz Rabbim dosdoğru bir yol üzerindedir." 57. "Eğer yüz çevirirseniz; bilin ki ben, benimle gönderileni size tebliğ ettim. Rabbim (dilerse) sizden başka bir kavmi sizin yerinize getirir ve siz ona bir zarar veremezsiniz. Şüphesiz Rabbim, her şeyi koruyup gözetendir." 58. Helâk emrimiz gelince, Hûdu ve beraberindeki iman etmiş olanları, tarafımızdan bir rahmetle kurtardık. Onları ağır bir azaptan kurtardık. 59. İşte Âd kavmi! Rablerinin âyetlerini inkâr ettiler. Onun peygamberlerine karşı geldiler ve inatçı her zorbanın emrine uydular! 60. Onlar, hem bu dünyada, hem de kıyamet gününde lanete uğratıldılar. Biliniz ki Âd kavmi, Rablerini inkâr etti. (Yine) biliniz ki Hûdun kavmi Âd Allahın rahmetinden uzaklaştı. 61. Semûd kavmine de kardeşleri Salihi peygamber gönderdik. Dedi ki: "Ey kavmim! Allaha kulluk edin. Sizin ondan başka hiçbir ilahınız yok. O sizi yeryüzünden (topraktan) yarattı ve sizi oranın imarında görevli (ve buna donanımlı) kıldı.Öyle ise ondan bağışlanma dileyin; sonra da ona tövbe edin. Şüphesiz Rabbim yakındır ve dualara cevap verendir. 62. Onlar şöyle dediler: "Ey Salih! Bundan önce sen, aramızda ümit beslenen bir kimseydin. Şimdi babalarımızın taptıklarına tapmamızı bize yasaklıyor musun? Şüphesiz, biz senin bizi çağırdığın şeyden derin bir şüphe içindeyiz." 63. Salih dedi ki: "Ey kavmim! Söyleyin bakayım, eğer ben Rabbim tarafından apaçık bir delil üzerinde isem ve bana tarafından bir rahmet (peygamberlik) vermişse ona karşı geldiğim takdirde beni Allahdan kim koruyabilir? Demek ki zarara uğratmaktan başka bana katkınız olmaz." 64. "Ey kavmim! İşte size mucize olarak Allahın dişi bir devesi. Bırakın onu, Allahın arzında yayılıp otlasın. Ona kötülük dokundurmayın, yoksa sizi yakın bir azap yakalar." 65. Derken onu kestiler. Salih dedi ki: "Yurdunuzda üç gün daha yaşayın. (Sonra helak olacaksınız.) İşte bu, yalanlanamayacak bir tehdittir." 66. (Helâk) emrimiz geldiğinde Salihi ve beraberindeki iman etmiş olanları tarafımızdan bir rahmetle helaktan ve o günün rezilliğinden kurtardık. Şüphesiz Rabbin mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir. 67. Zulmedenleri o korkunç uğultulu ses yakaladı da yurtlarında diz üstü çökekaldılar. 68. Sanki orada hiç yaşamamışlardı. Biliniz ki Semûd kavmi Rablerini inkâr etti. (Yine) biliniz ki Semûd kavmi Allahın rahmetinden uzaklaştı. 69. Andolsun, elçilerimiz (melekler), İbrahime müjde getirip "Selâm sana!" dediler. O, "Size de selâm" dedi ve kızartılmış bir buzağı getirmekte gecikmedi. 70. Ellerini yemeğe uzatmadıklarını görünce, onları yadırgadı ve onlardan dolayı içinde bir korku duydu. Dediler ki: "Korkma, çünkü biz Lût kavmine gönderildik." 71. İbrahimin karısı ayakta idi. (Bu sözleri duyunca) güldü. Ona da İshakı müjdeledik; İshakın arkasından da Yakûbu. 72. Karısı, "Vay başıma gelenler! Ben bir kocakarı ve bu kocam da bir ihtiyar iken çocuk mu doğuracağım? Gerçekten bu çok şaşılacak bir şey!" dedi. 73. Melekler, "Allahın emrine mi şaşıyorsun? Allahın rahmeti ve bereketi size olsun ey (peygamber ocağının) ev halkı! Şüphesiz O övülmeye layıktır, şanı yücedir." dediler. 74. İbrahimin korkusu gidip, kendisine müjde gelince Lût kavmi hakkında bizim (elçilerimiz)le tartışmaya başladı. 75. Çünkü İbrahim çok içli ve Allaha yönelen bir kimseydi. 76. Elçilerimiz, "Ey İbrahim bundan vazgeç! Çünkü Rabbinin emri kesin olarak gelmiştir. Şüphesiz onlara geri döndürülemeyecek bir azap gelecektir" dediler. 77. Elçilerimiz Lûta gelince onların yüzünden üzüldü, göğsü daraldı ve "Bu çok zor bir gün" dedi. 78. Kavmi, (konuklarıyla çirkin ilişkide bulunmak üzere) ona doğru koşa koşa geldiler. Zaten onlar önceden de bu tür çirkin işleri yapıyorlardı. Lût dedi ki: "Ey Kavmim! İşte kızlarım. Onlar(la nikahlanmanız) sizin için daha temizdir. Allaha karşı gelmekten sakının ve konuklarıma karşı beni rezil etmeyin. İçinizde hiç aklı başında bir adam yok mu?" 79. Onlar, "İyi biliyorsun ki kızlarında bizim gözümüz yok. Sen bizim ne istediğimizi çok iyi biliyorsun" dediler. 80. (Lût da:) "Keşke size karşı (koyacak) bir gücüm olsaydı, ya da sağlam bir desteğe dayanabilseydim" dedi. 81. Konukları şöyle dedi: "Ey Lût! Biz Rabbinin elçileriyiz. Onlar sana asla ulaşamayacaklar. Geceleyin bir vakitte aileni al götür. İçinizden kimse ardına bakmasın. Ancak karın müstesna. (Onu bırak.) Çünkü onların (kavminin) başına gelecek olan azap, onun başına da gelecektir. Onların azabla buluşma zamanı sabahtır. Sabah yakın değil midir?!" 82, 83. (Azap) emrimiz gelince oranın altını üstüne getirdik. Üzerine de Rabbinin katında işaretlenmiş pişirilmiş balçıktan taşlar yağdırdık. Bunlar zalimlerden uzak değildir. 84. Medyen halkına da kardeşleri Şuaybı peygamber gönderdik. O şöyle dedi: "Ey kavmim! Allaha kulluk edin. Sizin ondan başka hiçbir ilahınız yoktur. Ölçüyü ve tartıyı eksik yapmayın. Ben sizi bolluk içinde görüyorum. Ben sizin adınıza kuşatıcı bir günün azabından korkuyorum." 85. "Ey kavmim! Ölçüyü ve tartıyı adaletle tam yapın. İnsanların eşyalarını (mallarını ve haklarını) eksiltmeyin. Yeryüzünde bozgunculuk yaparak karışıklık çıkarmayın." 86. "Eğer inanan kimselerseniz Allahın bıraktığı helâl kazanç sizin için daha hayırlıdır. Ben sizin başınızda bir bekçi değilim." 87. Dediler ki: "Ey Şuayb! Babalarımızın taptığını, yahut mallarımız hakkında dilediğimizi yapmayı terk etmemizi sana namazın mı emrediyor. Oysa sen gerçekten yumuşak huylu ve aklı başında bir adamsın." 88. Şuayb şöyle dedi: "Ey kavmim! Söyleyin bakayım, ya ben Rabbimden gelen açık bir delil üzere isem ve katından bana güzel bir rızık vermişse!... Ben size yasakladığımı kendim yapmak istemiyorum. Ben sadece gücüm yettiğince (sizi) düzeltmek istiyorum. Başarım ancak Allahın yardımı iledir. Ben sadece ona tevekkül ettim ve sadece ona yöneliyorum." 89. "Ey Kavmim! Bana karşı olan düşmanlığınız, Nûh kavminin veya Hûd kavminin, yahut Salih kavminin başına gelenin benzeri gibi bir felaketi sakın sizin de başınıza getirmesin. (Ve unutmayın ki) Lût kavmi sizden uzak değildir." 90. "Rabbinizden bağışlanma dileyin, sonra ona tövbe edin. Şüphesiz Rabbim çok merhametlidir, çok sevendir." 91. Dediler ki: "Ey Şuayb! Dediklerinin çoğunu anlamıyoruz. Hem biz seni aramızda zayıf görüyoruz. Eğer kabilen olmasaydı seni taşa tutardık. Zaten sen bizce itibarlı biri değilsin." 92. Şuayb şöyle dedi: "Ey kavmim! Benim kabilem sizce Allahtan daha itibarlı mı ki, Ona sırt çevirdiniz. Şüphesiz Rabbim sizin yaptıklarınızı kuşatmıştır." 93. "Ey Kavmim! Elinizden geleni yapın. Şüphesiz ben de (elimden geleni) yapacağım. Rezil edici azabın kime geleceğini ve kimin yalancı olduğunu yakında bileceksiniz. Gözleyin. Şüphesiz ben de sizinle beraber gözlüyorum." 94. (Azap) emrimiz gelince, Şuaybı ve onunla birlikte iman edenleri, katımızdan bir rahmetle kurtardık. Zulmedenleri ise o korkunç (uğultulu) ses yakaladı da yurtlarında dizüstü çökekaldılar. 95. Sanki orada hiç yaşamamışlardı. Biliniz ki Semûd kavmi Allahın rahmetinden uzaklaştığı gibi Medyen halkı da uzaklaştı. 96, 97. Andolsun, biz Mûsâyı âyetlerimizle ve apaçık bir mucize ile Firavuna ve onun ileri gelen adamlarına peygamber gönderdik de ileri gelenler Firavunun emrine uydular. Halbuki Firavunun emri doğru değildi. 98. Firavun, kıyamet gününde kavminin önüne geçecek ve onları ateşe götürecektir. Ne kötü varış yeridir orası! 99. Onlar, hem bu dünyada, hem de kıyamet gününde lanete uğratıldılar. Ne kötü destektir onlara verilen destek! 100. (Ey Muhammed!) Bunlar o memleketlerin haberlerinden bazılarıdır. Onları sana anlatıyoruz. Onlardan ayakta duranlar da var, yıkılıp gidenler de. 101. Biz onlara zulmetmedik. Fakat onlar kendilerine zulmettiler. Rabbinin azap emri gelince Allahı bırakıp da taptıkları ilahları kendilerine hiçbir fayda sağlamadı. İlahları onların sadece ziyanlarını artırdı. 102. Zulme sapmış memleketlerin halkını yakaladığında, Rabbinin yakalaması işte böyledir! Şüphesiz onun yakalaması can yakıcı ve şiddetlidir. 103. Şüphesiz, ahiret azabından korkanlar için bunda bir ibret vardır. Bu, insanların (hesap ve ceza için) toplanacakları bir gündür. Bu, herkesin toplanıp bir araya geleceği bir gündür. 104. Biz onu ancak belirli bir zamana kadar erteliyoruz. 105. O gün geldiği zaman Allahın izni olmadan hiçbir kimse konuşamaz. Onlardan mutsuz (cehennemlik) olanlar da vardır, mutlu (cennetlik) olanlar da. 106. Mutsuz olanlara gelince; cehennemdedirler. Onların orada şiddetli bir soluyuşları vardır. 107. Onlar, gökler ve yerler durdukça orada ebedi olarak kalacaklardır. Ancak Rabbinin dilemesi başka. Şüphesiz Rabbin istediğini yapandır. 108. Mutlu olanlara gelince, gökler ve yerler durdukça içinde ebedi kalmak üzere cennettedirler. Ancak Rabbinin dilemesi başka. Bu onlara ardı kesilmez bir lütuf olarak verilmiştir. 109. (Ey Muhammed!) Şunların taptıkları şeylerin batıl olduğu konusunda şüpheye düşme. Onlar sadece, daha önce babalarının taptığı gibi tapıyorlar. Şüphesiz biz onlara (azaptan) paylarını eksiksiz olarak tastamam vereceğiz. 110. Andolsun, biz Mûsâya Kitabı (Tevratı) vermiştik de onun hakkında ayrılığa düşülmüştü. Eğer daha önce Rabbinin bir sözü geçmemiş olsaydı, elbette aralarında hüküm verilirdi. Onlar da (müşrikler de) o Kuran hakkında derin bir şüphe içindedirler. 111. Şüphesiz Rabbin onların her birine, yaptıklarının karşılığını tastamam verecektir. Şüphesiz Rabbin onların yaptıklarından hakkıyla haberdardır. 112. Öyle ise emrolunduğun gibi dosdoğru ol. Beraberindeki tövbe edenler de dosdoğru olsunlar. Hak ve adalet ölçülerini aşmayın. Şüphesiz O yaptıklarınızı hakkıyla görür. 113. Zulmedenlere meyletmeyin. Yoksa size de ateş dokunur. Sizin Allahtan başka dostlarınız yoktur. Sonra size yardım da edilmez. 114. (Ey Muhammed!) Gündüzün iki tarafında ve gecenin gündüze yakın vakitlerinde namaz kıl. Çünkü iyilikler kötülükleri giderir. Bu, öğüt alanlar için bir öğüttür.9 115. Sabret! Çünkü Allah iyilik edenlerin mükafatını zayi etmez. 116. Sizden önceki nesillerden aklı başında kimseler (insanları) yeryüzünde bozgunculuk yapmaktan alıkoysalardı ya! Ancak içlerinden kendilerini kurtardığımız pek az kimse bunu yapmıştı. Zulmedenler ise içinde şımartıldıkları refahın ardına düştüler ve günahkâr kimseler oldular. 117. Rabbin, halkları salih ve ıslah edici kimseler iken memleketleri zulmederek helak etmez. 118, 119. Rabbin dileseydi insanları (aynı inanca bağlı) tek bir ümmet yapardı. Fakat Rabbinin merhamet ettikleri müstesna, onlar ihtilafa devam edeceklerdir. Zaten onları bunun için yarattı. Rabbinin, "Andolsun ki cehennemi hem cinlerden, hem insanlardan (suçlularla) dolduracağım" sözü kesinleşti. 120. (Ey Muhammed!) Peygamberlerin haberlerinden, kendileriyle senin kalbini pekiştirdiğimiz her bir haberi sana aktarıyoruz. Bunlarda, sana hak, müminlere de bir öğüt ve hatırlatma gelmiştir. 121. İman etmeyenlere de ki: "Elinizden geleni yapın, biz de yapacağız." 122. "Bekleyin, biz de bekleyeceğiz." 123. Göklerin ve yerin gaybını bilmek Allaha mahsustur. Bütün işler ona döndürülür. Öyle ise ona kulluk et ve ona tevekkül et. Rabbin yaptıklarınızdan habersiz değildir.

Özel Kategoriler : müstesna altın lût nûh şuayb tartı semûd rab mucize deve salih peygamber



   

English - Hud

Deutsch - Hüd

Español - Hud

Français - Hud

Italiano - Hûd

Português - Hud

Türkçe - Hud

العربية - هود

Русский - XУД

Nederlands - Hoed

Polski - Hud

Kategoriler
1-Fatiha12-Yusuf23-Müminun34-Sebe45-Casiye56-Vakıa67-Mülk78-Nebe89-Fecr100-Adiyat
AramaKuran

Sponsorlar
Diğer Sureler
1-Fatiha2-Bakara3-Al-i İmran4-Nisa5-Maide6-Enam7-Araf8-Enfal9-Tevbe10-Yunus11-Hud
Sizin İçin
55-Rahman
rahman
Afyonkarahisar Valiliği
afyonkarahisar-valiligi
Afyonkarahisar Valiliği Acil Durum Yönetimi ve Bilgi İşlem Merkezi
afyonkarahisar-valiligi-acil-durum-yonetimi-ve-bilgi-islem-merkezi
Sülün Belediyesi
sulun-belediyesi
Emirdağım
emirdagim
Kızılören
kiziloren
elifba
Elifba

Copyright © 2006 - 2010 cennet.ws

Destekleyenler : kiralama | turkey Teşekkürler : minibüs kiralama | cennet | usa links | otel | arama

www.cennet.ws - cennet , islam , cennet web site , site ekle , add link , add links , add url , kuran , kuran meali , kuran tefsiri , kuran dinle , kuran kerim , kuran okuma , kuran mp3 , arapça kuran , kuran indir , türkçe kuran , kuran sureleri , kuran ayetleri , kuran meal , kuran sesli , kuran tefsir , diyanet kuran , arapca kuran , kuran ogreniyorum , kuran sure , kuran ayet , islam kuran , kuran bilim , turkce kuran , kuran ilahi , kuran suresi , kuran hadis , hz kuran , kuran ı kerim , kuran dini , kuran dua , ezan kuran , allah kuran , kuran mucizeleri , kuran öğrenme , kuran dinleme , kuran ögreniyorum , kuran okumak , kuranmucizeleri , kuran fihristi , kuranikerim , kuran hatim , kuran türkçe meali , türkce kuran , kuran yasin , kuran ayetler , kuran sureler , timur kuran , kuran oku , dijital kuran , kuran anlamı , kuran kabe , kuran ın , kurani kerim , harun yahya , hz muhammed , kadir gecesi , kuran ı , kuran ile ilgili , kuran öğreniyorum , kuran i kerim , türkçe meali , kuran ziyafeti , cep kuran , www kuran , kuran öğrenmek , kuran kursu , kuran gen , kuran com , kuran dinlemek , kuran ı yırtan kız , kuran ı kerimi yırtan kız , kuran yırtan kız , kuran ı kerim meali , kuran ıkerim , bedava kuran , canlı kuran , online kuran , kuran alfabesi , kuran öğrenmek istiyorum , kuran tilaveti , www kuran com , kuran hatmi , kuran dersi , kuran harfleri , kuran download , görüntülü kuran , kuran mektebi , kuran kursları , kuran ı kerim dinle , kuran okuyan , kuran ı kerim i yırtan kız , ingilizce kuran , kuran ä kerim , abdussamed kuran , kuran ögrenmek , kuran dinlemek istiyorum , sesli kuran ı kerim , kuran şifresi , www kuran gen , sesli kuran okuma , ismail kuran , kuran programı , kuran ı kerim mp3 , kuran dersleri , kuran ı kerım , kuran ve bilim , kuran ı kerim türkçe , kuran okuyanlar , kuran ı kerim türkçe meali , kuran resimleri , abdussamet kuran , kuran nesli , cepte kuran , kuran hafızları , kuran öğren , kuran tevsiri , kuran ziyafetleri , kuran nedir , kuran ı kerim okuma , kuran ı kerim indir , kuran ikerim , kuran ı kerim öğreniyorum , kuran ögrenme , kuran elifbası , kuran kursu öğreticiliği , abdüssamed kuran , quran , kuran mealleri , kuran indirme , kuran süreleri , emekli sandığı nı kuran , kuran öğretimi , sesli kuran dinle , fizilalil kuran , kuran yazıları , kuran ı kerim öğrenme , kuran okunuşu , hak dini kuran dili , kuran hakkında , kuran yırtan , kuran da geçen isimler , kuran ansiklopedisi , kuran öğrenimi , kuran cd , annesi kuran okurken , kuran ı kerim arapça , kuran siteleri , kuran mucizesi , kuran tefsirleri , mehmet emin ay kuran , kuran isimleri , kuran öreniyorum , kuran mp3 indir , kuran ogrenmek , kuran ı kerim dinleme , tefhimul kuran , kuran ahlakı , kuran okuması , kuran şifreleri , kuran cüz , kuran sesi , kuran ı kerim tefsiri , kuran i kerim meali , kuran ı yırtan kızın resmi , kuran eğitimi , kuran yakan kız , turkiye de ilk modern ruh sagligi hastanesini kuran hekim , emekli sandığı nı kuran ünlü devlet adamı , güzel kuran okuma , sesli kuran dinleme , tecvidli kuran , kuran i yirtan kiz , rüyada kuran , kuran hatimi , kuran ı kerim öğrenmek , hollanda kuran , kuran dinletisi , sesli kuran meali , kuran ı kerim download , mealli kuran , kuran i kerimi yirtan kiz , abdüssamet kuran , kuran okuyorum , kuran i kerim dinle , kuran okuma birincisi , canli kuran , cep kuran com , abdulsamed kuran , www kuran ı kerim , kuran öğretmeni , tecvitli kuran , kuran okuma yarışması , kuran ı kerimi yakan kız , kuran dinliyorum , ilk kuran , tefhimül kuran , kuran ı yakan kız , kuran sesleri , abdulsamet kuran , kuran yükle , kuran ve meali , www kuran com , fatiha , bakara , ali-imran , nisa , maide , enam , araf , enfal , tevbe , yunus , hud , yusuf , rad , ibrahim , hicr , nahl , isra , kehf , meryem , taha , enbiya , hacc , muminun , nur , furkan , suara , neml , kasas , ankebut , rum , lokman , secde , ahzab , sebe , fatir , yasin , saffat , sad , zumer , mumin , fussilet , sura , zuhruf , duhan , casiye , ahkaf , muhammed , fetih , hucurat , kaf , zariyat , tur , necm , kamer , rahman , vakia , hadid , mucadele , hasr , mumtahine , saff , cuma , munafikun , tegabun , talak , tahrim , mulk , kalem , hakka , mearic , nuh , cinn , muzzemmil , muddessir , kiyamet , insan , murselad , nebe , naziat , abese , tekvir , infitar , mutaffifin , insikak , buruc , tarik , ala , gasiye , fecr , beled , sems , leyl , duha , insirah , tin , alak , kadir , beyyine , zilzal , adiyat , kaaria , tekasur , asr , humeze , fil , kureys , maun , kevser , kafirun , nasr , leheb , ihlas , felak , nas